Var olmak

Var ve olmak şeklindeki her biri kendi anlamına sahip sözcüklerinin bir araya gelmesiyle kelime dağarcığımıza eklenen var olmak, zaman zaman varolmak şeklinde bitişik yazılara hatalı bir biçimde kullanılabiliyor. Oysa var ve olmak kelimelerinin her biri, kendi başlarına ayrı anlam ifade ettikleri ve birleşik fiil olarak kabul edildikleri için ayrı yazılmalıdır. Kelimenin cümle içinde doğru kullanımını aşağıdan erişebilirsiniz.

Doğru yazımı:

varolmak (Yanlış kullanım)

var olmak ✓ (Doğru kullanım)

Cümle içinde örnek kullanım:

Geçmiş çağlardan günümüze dek filozoflar, sürekli olarak insanı çıkmaza sürükleyen soruların cevabını aramıştır. Bu soruların en zoru kuşkusuz “Neden dünyada kötülükler var olmak zorundadır?” sorusudur.

Hafriyat

İnşaat alanlarında gerçekleştirilen tüm kazı işlemlerine hafriyat denir. Yıkılan binaların, kazılan alanların ardında kalan atıklara da yine hafriyat denir. Söz konusu kelimenin etimolojik kökenine baktığımızda, dilimizdeki diğer birçok kelime gibi hafriyat sözcüğünün de Arapça kökenli olduğu bilgisine ulaşıyoruz. Bu kelime sıklıkla harfiyat şeklinde yazılarak yanlış bir biçimde kullanılabiliyor.

Doğru yazımı:

harfiyat (Yanlış kullanım)

hafriyat ✓ (Doğru kullanım)

Cümle içinde örnek kullanım:

Yukarı mahalledeki eski binayı yıktıklarından beri tadımız tudumuz kaçtı. Sabah akşam demeden, günün her saati hafriyat kamyonlarının sokaklarımızdan geçmesi yüzünden çocuklarımız sokağa çıkamaz oldu.

Ziynet

Değerli takı ve süs eşyalarını nitelemek için kullanılan ve kökeni Arapça olan ziynet kelimesi, günlük konuşma dilinde zıynet veya ziğnet şeklinde ağızdan çıkabiliyor. Aynı zamanda Anadolu’nun bazı şehir ve köylerinde kız çocuklarına Ziynet ismide verilebiliyor. Söz konusu kelimenin doğru ve yanlış kullanım örnekleri aşağıdan görülebilir.

Doğru yazımı:

zıynet (Yanlış kullanım)

ziğnet (Yanlış kullanım)

ziynet ✓ (Doğru kullanım)

Cümle içinde örnek kullanım:

Ne kadar görgüsüz bir kadın, değil mi? Sanki düğünde topladıkları tüm ziynet eşyalarını koluna takıp sergilemek zorundaymış gibi, şıngır şıngır ortalıkta geziniyor!

Bilfiil

Türkçe’ye Arapça’dan geçen ve günlük konuşma dilinde kullanılagelen bilfiil kelimesi, anlam itibariyle doğrudan, bizzat, iş edinerek yapılan bir eylemi nitelerken kullanılır. Kelime yapısı itibariyle ağızdan birfiil şeklinde çıkmaya müsait olduğu için yazım dilinde de bu şekilde hatalı olarak kullanılabiliyor. Sözcüğün doğru ve hatalı yazımını örnek cümle ile aşağıdan öğrenebilirsiniz.

Doğru yazımı:

birfiil (Yanlış kullanım)

bilfiil ✓ (Doğru kullanım)

Cümle içinde örnek kullanım:

Siz hiç merak etmeyin. Kızınızın evden çıktıktan sonra nereye gitmiş olacağı hususuyla ilgili bilfiil ilgilenecek, gelişmelerden sizi sürekli olarak haberdar edeceğim.

Mahcup

Utangaç, çekingen kişileri nitelemek için kullanılan mahcup kelimesi dilimize Arapça’dan geçmiştir. Yine Osmanlı dönemi yazın edebiyatında kullanılan hicap etmek kelimesi de mahcup kelimesiyle aynı kökten türemiştir. Söz konusu mahcup sıfatı, mahcup etmek şeklinde fiil olarak da kullanılabiliyor. Ağızdan çıktığı gibi mahçup şeklinde yazıldığında ise hatalı bir şekilde cümle içinde kullanımı söz konusu olabiliyor.

Doğru yazımı:

mahçup (Yanlış kullanım)

mahcup ✓ (Doğru kullanım)

Cümle içinde örnek kullanım:

Görenleri ağzı açık bırakan güzelliğine hayran kalmamak elde değildi. Güneşin parıltısının yansıdığı yüzüne bakan büyük bir suç işlemiş gibi mahcup oluyor, karşısında ezilip büzülüyordu.

Maktul

Dilimize Arapça’dan geçen ve dedektiflik romanlarında sıklıkla yer alan maktul kelimesi, katl kelimesinden türemiştir. Cinayete kurban giden, öldürülen ve katledilen kişileri tanımlamak için kullanılan maktul sözcüğü, ağızdan çıktığı gibi yazıldığında cümle içerisinde maktül şeklinde kullanılabiliyor. Peki bu şekilde bir kullanım ne kadar doğru?

Doğru yazımı:

maktül (Yanlış kullanım)

maktul ✓ (Doğru kullanım)

Cümle içinde örnek kullanım:

Dedektif olmanın en kötü yanı, sürekli olarak maktuller üzerinde incelemeler yapmak ve ne şekilde katledildiklerini öğrenmeye çalışmak olsa gerek. Yoğun ceset kokusu burnumun direklerini her zaman sızlatır da.

Ağır sıklet

Ringlerde boks yapan sporcuların rakipleri, daha adil ve eşit bir mücadele için kendi kilolarına yakın kişilerden seçilir. Boksörler kilolarına göre oluşturulan; ağır sıklet başta olmak üzere hafif, orta, tüy ve hafif sinek sıklet gibi çeşitli kategorilere ayrılan alanlarda spor yapalar. Bu kategorilerden ağır sıklet kelimesi ise sıklıkla yanlış yazılabiliyor.

Doğru yazımı:

ağırsıklet (Yanlış kullanım)

ağırsiklet (Yanlış kullanım)

ağır sıklet ✓ (Doğru kullanım)

Cümle içinde örnek kullanım:

‘Boğazın boğası’ lakaplı ağır sıklet boks şampiyonu Sinan Şamil Sam’dan acı haber geldi. Yakalandığı böbrek yetmezliği hastalığına yenik düşen ünlü boksör, 30 Ekim 2015 tarihinde vefat etti.

İpucu

Özellikle dedektiflik romanları okuyanların aşina olduğu ipucu kelimesi, ip ve ucu kelimelerinin bir aya gelmesiyle sözlüklere girmiştir. Kişinin peşine düştüğü, ulaşmak istediği hedefe ulaşmasına yardımcı olacak herhangi bir izi nitelemek için kullanılan ipucu, çoğu zaman yanlış bir şekilde cümle içinde kullanılabiliyor. Birleşik yazılması gereken bu kelimenin hatalı kullanımını aşağıda görebilirsiniz.

Doğru yazımı:

ip ucu (Yanlış kullanım)

ipucu ✓ (Doğru kullanım)

Cümle içinde örnek kullanım:

Beni nereye götürdüğüne dair herhangi bir ipucu vermiyor, sabırlı olmamı öğütleyip merakımı daha da kamçılıyordu. Çevredeki seslerden insan trafiğinin yoğun olduğu bir caddeden geçtiğimizi anlıyordum.

Akılalmaz

Kimi zaman meydana gelen ilginç bir hadiseyi nitelemek, kimi zaman da şaşırtıcı bulunan bir olayı anlatmak için kullanılan akılalmaz kelimesi; çoğunlukla akıl almaz şeklinde ayrı yazılarak hatalı bir biçimde kullanılabiliyor. Eğer siz de akılalmaz kelimesinin doğru yazımının cümle içinde görerek öğrenmek istiyorsanız, yazıyı okumaya devam edin.

Doğru yazımı:

akıl almaz (Yanlış kullanım)

akılalmaz ✓ (Doğru kullanım)

Cümle içinde örnek kullanım:

İngiltere’de sihirbazlık yapan Dynamo isimli performans sanatçısı, Türkiye’ye yaptığı ziyarette tüm hünerlerini cömertçe sergiledi. Bakışlarıyla kaşığı eğip bükebilen, su üzerinde yürüyebilen ve havada durabilen sihirbazı görenler gözlerine inanamayıp yaşananları akılalmaz diye niteledi.

Falan

TDK’ya göre; söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime olarak tanımlanmaktadır.

Doğru yazımı:

felan (Yanlış kullanım)

filan (Yanlış kullanım)

falan ✓ (Doğru kullanım)

Cümle içinde örnek kullanım:

Öyle güzel saçları vardı bir bilsen. Mankenler falan halt eder yanında.